8 Nisan 2012 Pazar

Kıyameti haber veren büyük "boru"!


Kurandaki ayetlerde büyük azap günü yani kıyamet yaklaştığı vakit Sur’a üfleneceğinden bahsedilir:

“Sûr’a üflendiği gün Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde ve yerde bulunan tüm canlılar dehşete kapılır.” (Neml; 87)

“Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur. “ (Hakka; 15)

“Sûr'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. “ (Zümer; 68)

“Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.”  (Yasin; 53)

“Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver. O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.” (Kaf; 41-42)

Bu ayetlerden anlaşılan şudur, üflenerek çalınan Sur ses çıkartan bir şeydir, tıpkı boru gibi. Nitekim hadisler de bunu doğrulamaktadır:

“Ebû Ya'la el-Mavsıli'nin Müsned adlı hadis kitabında en çok hadis nakleden sahabe olan Ebû Hüreyre'den nakledilen bir hadis-i şerif Sur'u açıklar: Ebû Hüreyre der ki: Bir gün Peygamber bizimle oturuyor sohbet ediyordu. Etrafında sahabelerden büyük bir topluluk vardı. Bize şöyle dedi: "Yüce ALLAH gökleri yarattıktan sonra, Sur'u yarattı. Ve onu İsrâfil'e verdi. İsrâfil ağzını Sur'a dayamış ve gözlerini de Arş'a dikmiştir. Sur'a üfürmesi için verilen emri beklemektedir" Ebû Hüreyre diyor ki; ben, "Ey ALLAH'ın Rasûlü Sur nedir?" diye sordum. O da, "Boynuza benzeyen bir alettir" diye cevap verdi. Ben yine, "O nasıl bir şeydir" diye sordum. O da, "O, çok büyük bir şeydi. Beni hakkı tebliğ etmek üzere gönderen Yüce ALLAH'a yemin olsun ki, yerler ve gökler onun yanında küçük kalır. Hepsi onun içine sığabilir" diye cevap verdi.”

İslam dünyasının önde gelen hadis bilginlerinden Tirmizi’den aktarılan bir başka hadiste ise peygamberin şöyle dediği nakledilir:

“Ben nasıl neşeleneyim ki, melek Sûr’u tutmuş ağzına dayamıştır. Üflemek için tetikte olup gelen emri beklemektedir.”

Allahın "boruyla" haber verme mantığını üzerinde biraz durmak gerekiyor. Yine bir başka ayetten öğrendiğimize göre kıyamet göz açıp kapanıncaya kadar gerçekleşecek olan bir şeydir.

“...Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir.” (Nahl, 77)

Sonuç itibariyle kaçınılmaz bir şekilde yaşanacak olan ve çok hızlı ansızın bir şekilde gerçekleşecek olan bir şeyin öncesinde sesle haber verilmesine ne gerek var, doğrusu anlamak güç.

Bir başka ilginç nokta ise Sur’a ilk üflendiği zaman onun sesini o zamanki yaşayan insanların duyması, ikinci seslenişi ise ölmüş insanların duyacak olması.

Aslında biraz basit düşününce böylesi bir anlatım tarzının sebebi kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Allahın yaşatacağı azap günüyle ilgili olarak uygulamış olduğu metot insanların bir topluluğu bir araya toplamak ya da bir tehlike veya savaş anında onları uyarmak için uygulamış oldukları metotla aynıdır. Allahın çalırdığı borunun da telikeyi haber verme ve insanları bir araya toplama gibi iki görevi vardır.

Bir kere şunu belirtmek gerekir ki günümüzden 4000-5000 yıl öncesinde Sümerler zamanında dahi üflemeli çalgılar bulunuyordu. 3000-2500’lere tarihlenen bir taş kabartmada trombon benzeri bir çalgının çalındığı görülmüştür. Bunlar yüksek ses verdiğinden, genellikle işçileri toplamak için çalınıyormuş. Bir Sümer ilahisinde ise öküz boynuzunun “gum ka” sesini veren bir müzik aletinden bahsedilir. Diğer bir ilahide ise keçi boynuzu eşliğinde söylendiği yazılmıştır. Kısacası “boynuza benzetilen ya da boynuzdan boru” denilen üflemeli aletin kökeni bilerce yıl öncesine dayanıyordu.

Tabi mevzunun kökleri Sümerlere kadar gidince aradaki Yahudilerin geleneklerini ve Tevratı atlamak olmaz.

Yahudiler'in en büyük bayramı olan ‘Yom Kipur-Büyük Tövbe’ sırasında, halkı toplamak için, binlerce yıldır, yaban keçisinin boynuzundan yapılan özel bir boru kullanılır. 27 saattir oruçlu olduğu için kurumuş ağzıyla bu boruyu çalabilmek, borudan çeşitli anlamlara gelen sesler çıkarabilmek büyük bir maharet ister. Sadece Yom Kipur'da çalınan bu boynuzdan boru, Yahudiler için çok kıymetli bir semboldür.

Bir iddiaya göre, bundan binlerce yıl önce, Yahudiler, 50 yılda bir ‘Büyük Tövbe’ yılı kutlardı. Tanrı, bu yıl dua eden, dinlenen kullarının günahlarını, kefaletlerini affederdi. Büyük umutlarla, şükran dualarıyla geçirilen bu yılın başladığı da, halka ‘Yobel’ adı verilen boynuzdan yapılma bir boru çalınarak ilan edilirdi. (Fransızca'dan diğer dillere geçen ve asıl anlamı ‘büyük mutluluk’ olan jübile kelimesi, İbranice'deki bu Yobel'den gelir. Hıristiyan dininde jübile, eski Yahudi inancında olduğu gibi, günahların hacca giderek affedildiği yıldır.)

Görülüğü gibi binlerce yıldan buyana “boynuzdan boru” Yahudi inancında önemli bir yer tutmuştur. İnsanların gündelik hayatlarına ait olan bir aletin tanrının da kullandığı söylenerek ona ilahi bir misyon atfedilmiştir.

Nitekim Tevrattaki anlatımlara baktığımızda Allahın insanlarla iletişime geçmek için tıpkı insanların kendi aralarında yaptıkları gibi “borular” üflettiğini görmekteyiz.

Allah üstüne ineceği dağa insanların yaklaşmamaları konusunda Musa’ya şöyle seslenir :

“Ya taşlanacak, ya da okla vurulacak; ona insan eli değmeyecek. İster hayvan olsun ister insan, yaşamasına izin verilmeyecek.’ Ancak boru uzun uzun çalınınca dağa çıkabilirler….. (13) Üçüncü günün sabahı gök gürledi, şimşekler çaktı. Dağın üzerinde koyu bir bulut vardı. Derken, çok güçlü bir boru sesi duyuldu. Ordugahta herkes titremeye başladı. (16) (Mısırdan çıkış 19)

“Kenti’nin kapıları İsrailliler yüzünden sımsıkı kapatılmıştı. Ne giren vardı, ne de çıkan. RAB Yeşu’ya, “İşte Eriha’yı, kralını ve yiğit savaşçılarını senin eline teslim ediyorum” dedi, “Siz savaşçılar, kentin çevresini günde bir kez olmak üzere altı gün dolanacaksınız. Koç boynuzundan yapılmış birer boru taşıyan yedi kâhin sandığın önünden gitsin. Yedinci gün kentin çevresini yedi kez dolanın; bu arada kâhinler borularını çalsınlar. Kâhinlerin koç boynuzu borularını uzun uzun çaldıklarını işittiğinizde, bütün halk yüksek sesle bağırsın. O zaman kentin surları çökecek ve herkes bulunduğu yerden dosdoğru kente girecek.” (Yeşu 6; 1-5)

Boynuzdan yapılma boruların eski insanlar tarafınca kullanıldığını birkez daha öğrenmiş oluyoruz. Tabi Allahın kerametini göstermesi için boru sesini duyan halkın bağırtılarına göre surları çökertiyor olması ilginç.

“Yahuda’da duyurun,
Yeruşalim’de ilan edin,
‘Ülkede boru çalın!’ deyin,
‘Toplanın’ diye haykırın,
‘Surlu kentlere kaçalım!’” (Yeremya 4;5)”

Buradaki ifadelerden ise toplanmak için insanların boru çaldığını anlıyoruz.

“Ey İsrailoğulları, o gün RAB gürül gürül akan Fırat ile Mısır Vadisi arasında harman döver gibi, sizi birer birer toplayacak. Evet, o gün büyük bir boru çalınacak; Asur’da yitenlerle Mısır’a sürgün edilenler gelip kutsal dağda, Yeruşalim’de RAB’be tapınacaklar. (Yeşaya 27; 12-13)”

Buradaki ifadelerden ise yalnız insanların değil Allahın da boru çaldırtarak insanları bir araya toplayacağını görüyoruz.

Tevrattaki başka ayetlerde de boru çalma mevzusu sık sık geçmektedir, boru çalınması Allahın bir ikaz aletidir.

Böylesi söylemlerin altında yatan temel mantık insanların yarattıkları tanrıları kendileri gibi görmeleri ve onların da insanlar gibi davrandıklarını sanmalarıdır. Büyük fırtına ve kasırgalar esnasında rüzgarların çıkartmış oldukları uğultuları veya gök gürlemelerini Tanrıların çalgı aletlerinden çıkan sesler olarak düşünmüş olma ihtimalleri de yüksektir.

Herşeye gücü yeten bir Allah’ın son hükmünü gerçekleştirirken binlerce yıl önceki insan mantığına benzer bir yol izleyecek olmasına inanmak zor.

İnsanlar kendilerinde neyi görmüşlerse Tanrılarına da onu yakıştırmışlardır. Şayet boynuzdan yaptıkları borularla birbirlerine haber salan bu eski insanlar Ortadoğu’da değil de Afrika topraklarında yaşıyor olsalardı Allahın kıyameti “vuvuzela” ile haber vereceğine inanıyor olurlardı.

İnsana ait böylesine ilkel bir haber verme aletinin, kıyamet günü gibi geleceğin en son anında ve Tanrı elinde var olacağını söylemek, bu dinlerin sadece kendi zamanlarının birer ürünü olduklarını göstermeye yetiyor.

1 yorum:

  1. ınsanların anlaya bılmesı ıcın boru dıye hıtap edılmıs oysa o tamamen baska bır seydır bıldıymız boru dıyıl ve Allah borusuz da ılan eder o borunun qalaksıdekı seklıdır qalaksının seklıne bakarsan hemen anlarsın

    YanıtlaSil